Ana Sayfa | Kuran Çevirileri | Kuran'da Arama | Güzel Yazılar | Sorularınız

Kuran'da Arama

 
 

Başlat tuşuna basarak sureyi dinleyebilirsiniz.

2 - Bakara Suresi

Sure içerisinde arama:


Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla...

1. Elif,Lam,Mim.

2. İşte sana o Kitap!Kuşku,çelişme,tutarsızlık yok onda.Bir kılavuzdur o,korunup sakınanlar için.

3. Ki onlar,gayba inananlar,namazı kılanlardır.Ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden başkalarına pay çıkaranlardır.

4. Hem sana vahyedilene hem de senden önce vahyedilene inananlardır onlar.

5. İşte bunlardır Rablerinden bir hidayet üzere olanlar,işte bunlardır gerçek anlamda kurtuluşu bulanlar.

6. Şu bir gerçek ki, o küfre batmış olanları sen korkutsan da korkutmasan da onlar için aynıdır; iman etmezler.

7. Allah onların kalpleri, kulakları üzerine mühür basmıştır.Onların kafa gözleri üstünde de bir perde vardır.Onlar için korkunç bir azap öngörülmüştür.

8. İnsanlar içinden bazıları vardır, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler ama onlar inanmış değillerdir.

9. Allah'ı ve inanmış olanları aldatma yoluna giderler.Gerçekte ise onlar öz benliklerinden başkasını aldatmıyorlar.Ne var ki, bunun farkında olamıyorlar.

10. Kalplerinde bir hastalık vardır da Allah onları hastalık yönünden daha ileri götürmüştür.Ve onlar için, yalancılık etmiş olmaları yüzünden acıklı bir azap öngörülmüştür.

11. Onlara, "yeryüzünde bozgun çıkarmayın" dendiğinde, "tam tersine, bizler barış ve esenlik geti- renleriz" demişlerdir.

12. Dikkat edin,gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.

13. Onlara, "insanların inandığı gibi siz de inanın" dendiğinde, "yani biz de kafası çalışmayan za- vallılar gibi inanalım mı" derler.Haberiniz olsun ki, kafası çalışmayan düşük seviyeliler onların ta kendileridir; fakat bilmiyorlar.

14. Bunlar iman etmiş olanlarla yüzyüze geldiklerinde, "iman ettik" derler.Kendi şeytanlarıyla baş- başa kaldıklarında ise söyledikleri şudur: "Hiç kuşkunuz olmasın biz sizinleyiz.Gerçek olan şu ki, biz alay edip duran kişileriz."

15. Allah onlarla alay ediyor ve onları, kendi azgınlıkları içinde bocalar bir halde sürüklüyor.

16. İşte bunlar doğruluk ve aydınlığı verip karanlık ve sapıklığı satın aldılar da ticaretleri hiçbir kazanç sağlamadı.Bir yol-yordama girebilmiş de değillerdir.

17. Onların durumu şu kişinin durumuna benzer: Bir ateş tutuşturmak istedi.Ateş, çevresindekileri aydınlattığında,Allah onların ışığını giderdi ve onları karanlıklar içinde bıraktı; artık görmezler.

18. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler.Onlar artık dönmezler.

19. Yahut gökten boşalan bir yağmur haline benzer ki onda karanlık var, bir gök gürlemesi var, bir şimşek var.Yıldırımlar yüzünden ölüm korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkarlar.Allah Muhit' tir, küfre sapanları çepeçevre kuşatmıştır.

20. Şimşek neredeyse gözlerini çarpıp götürüverecek.Kendilerine her aydınlık sunduğunda, orada yürürler.Üzerlerine karanlık binince çakılıp kalırlar.Eğer Allah dileseydi, işitme güçlerini de göz- lerini de elbette alıp götürürdü.Çünkü Allah herşeye Kadir'dir.

21. Ey insanlar!Sizi de sizden öncekileri de yaratan Rabbinize ibadet edin ki, korunabilesiniz.

22. O Rab ki, yeri sizin için bir döşek, göğü de bir bina yaptı.Ve gökten bir su indirdi de onunla si- zin için meyvalardan/ürünlerden bir rızık çıkardı.Artık bilip durduğunuz halde Allah'a ortaklar koşmayın.

23. Eğer kulumuza indirdiğimizden kuşku içindeyseniz, hadi onun benzerinden bir sure getirin.Allah dışındaki destekçilerinizi/tanıklarınızı da çağırın.Eğer doğru sözlü kişilerseniz...

24. Eğer yapamazsanız-ki asla yapamayacaksınız- korkun o ateşten ki yakıtı insanlarla taşlardır. Küfre sapanlar için hazırlanmıştır o.

25. İman edip hayra ve barışa yönelik değerler üretenlere şunu müjdele: Kendileri için altlarından ırmaklar akan cennetler olacaktır.Onlardaki herhangi bir meyvadan bir rızık olarak her nasiplendi- rildiklerinde, şöyle diyeceklerdir: "İşte bu daha önce rızıklandırıldığımız şey."Bu rızık onlara buna benzer şekilde verilmişti.Onlar için orada tertemiz eşler de vardır.Ve onlar da orada sürekli kala- caklardır.

26. Şu bir gerçek ki Allah, bir sivrisineği hatta onun da üstündeki bir varlığı örnek göstermekten sıkılmaz.Böyle bir durumda, inananlar bilirler ki o, Rablerinden bir gerçektir.Küfre sapmışlar ise şöyle derler: "Allah bunu örnek vermekle ne demek istedi?" Allah onunla bir çoğunu saptırır, bir- çoğunu da onunla doğruya ve güzele kılavuzlar.Allah onunla fasıklardan başkasını saptırmaz.

27. O fasıklar ki Allah'a verdikleri ahdi, onunla anlaşıp bağlandıktan sonra bozar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi keser ve yeryüzünde bozgun çıkarırlar.İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar.

28. Allah'a nasıl nankörlük ediyorsunuz?!Siz ölülerdiniz, O sizi diriltti.Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir.Nihayet O'na döndürüleceksiniz.

29. O Allah'yır ki, yeryüzündekilerin tümünü sizin için yarattı.Sonra göğe saltanat kurdu da onları yedi gök halinde düzenledi.O Alim'dir, herşeyi çok iyi bilir.

30. Bir zamanlar Rabbin meleklere: "Ben, yeryüzünde bir halife atayacağım." demişti de onlar şöyle konuşmuşlardı: "Orada bozgunculuk etmekte olan, kan döken birini mi atayacaksın? Oysa ki bizler, seni hamd ile tespih ediyoruz; seni kutsatıp yüceltiyoruz."Allah şöyle dedi: "Şu bir gerçek ki ben, sizin bilmediklerinizi bilmekteyim."

31. Ve Adem'e isimlerin tümünü öğretti.Sonra onları meleklere göstererek şöyle buyurdu: "Hadi, haber verin bana şunların isimlerini, eğer doğru sözlüler iseniz."

32. Dediler ki: "Yücedir şanın senin.Bize öğretmiş olduğunun dışında bilgimiz yok bizim.Sen, yal- nız sen Alim'sin, herşeyi en iyi şekilde bilirsin;Hakim'sin, herşeyin bütün hikmetlerine sahip- sin."

33. Allah buyurdu: "Ey Adem, haber ver onlara onların adlarını."Adem onlara onların adlarını ha- ber verince, Allah şöyle buyurdu: "Dememiş miydim ben size!Ki ben, göklerin ve yerin gaybını en iyi bilenim.Ve ben, sizin açığa vurduklarınızı da saklayageldiklerinizi de en iyi biçimde bilmekte- yim."

34. O vakit biz meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik de İblis dışında tümü secde etmişti.İblis yan çizmiş, kibre sapmış ve nankörlerden olmuştu.

35. Ve Adem'e şöyle buyurmuştuk: "Ey Adem, sen ve eşin cennete yerleşin ve ondan dilediğiniz yerde, bol bol yiyin.Ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zulme tapanlardan olursunuz."

36. Bunun üzerine şeytan onların ayaklarını kaydırdı da onları içinde bulundukları yerden çıkardı. Biz de şöyle buyurduk: "Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak aşağıya inin.Belli bir süreye kadar yeryüzünde sizin için bir bekleme yeri, bir nimet/bir yararlanma imkanı olacaktır."

37. Bunun üzerine Adem, Rabbinden bazı kelimeler öğrenip belledi de O'na yöneldi.O da onun tövbesini kabul etti.Gerçekten de O, evet O, Tevvab'dır, tövbeleri kolayca kabul eder.; Rahim'dir, rahmetini cömertçe yayar.

38. "Hepiniz oradan aşağı inin!" dedik.Benden size bir yol gösteriş ulaşır da kim bu yol gösterişi- me uyarsa artık böylelerine hiçbir korku yoktur.Onlar kederle de yüzyüze gelmeyeceklerdir.

39. Nankörlüğe sapıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince onlar, ateşin dostu olacaklardır.Onlar orada sürekli kalacaklardır.

40. Ey İsrailoğulları!Size lütfettiğim nimetimi hatırlayın; bana verdiğiniz söze vefalı olun ki, ben de size ahdimde vefalı olayım.Ve yalnız benden korkun.

41. Beraberinizdekini doğrulayıcı olarak indirmiş bulunduğuma inanın.Onu ilk inkar eden siz ol- mayın.Benim ayetlerimi az bir bedel karşılığı satmayın.Ve yalnız benden sakının.

42. Hakkı batılla/saçmalık ve tutarsızlıkla kirletmeyin.Bilip durduğunuz halde gerçeği gizliyorsu- nuz.

43. Namazı kılın, zekatı verin; rüku edenlerle birlikte rüku edin.

44. İnsanlara iyiyi ve güzeli emredip de öz benliklerinizi unutuyor musunuz?Üstelik de Kitap'ı okuyup durmaktasınız.Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?

45. Sabra ve namaza sarılarak yardım dileyin.Hiç kuşkusuz bu, kalbi ürperti duyanlardan başkasına çok ağır gelir.

46. O ürperti duyanlar, Rablerine kavuşacaklarını düşünürler ve bilirler ki onlar, mutlaka O'na döneceklerdir.

47. Ey İsrailoğulları!Size lütfettiğim nimetimi, sizi alemlere üstün kıldığımı hatırlayın.

48. Ve korkun o günden ki, hiçbir benlik başka bir benliğin herhangi birşeyi için karşılık ödemez; hiçbir benlikten şefaat kabul edilmez, hiçbir benlikten fidye alınmaz.Ve onlara yardım da edilmez.

49. Sizi Firavun hanedanından kurtardığımızı da hatırlayın.Hani onlar size azabın en çirkiniyle eziyet ediyorlardı: Erkek çocuklarınızı boğazlıyorlar, kadınlarınızı diri bırakıyorlar/kadınlarınızın rahimlerini yoklayıp çocuk alıyorlar/kadınlarınıza utanç duyulacak şeyler yapıyorlardı.İşte bunda sizin için, Rabbinizden gelen büyük bir ıstırap ve imtihan vardı.

50. Hani önünüzde denizi yarmıştık da sizi kurtarmış, Firavun hanedanını boğmuştuk.Siz de bunu bakıp görüyordunuz.

 
 
Suredeki toplam ayet Sayısı 286
Şu an okuduğunuz sayfa 1
Toplam sayfa sayısı 6
1 / 6
1 2 3 4 5 6